31 Ekim 2013 Perşembe

David Bowie | Valentine's Day




Günlerdir dilimden düşmeyen bu şarkıyı burada paylaşmaya gelmiştim oysaki ama Bowie hakkında Zülâl Kalkandelen'in yazdığı yazıya kayıtsız kalamadım. Onu da şuracığa iliştirip, David'in karizmasına olan aşkımı itiraf ederek buralardan gidiyorum.




30 Ekim 2013 Çarşamba

#6




Bak çayım, sigaram, listem, herşeyim tamam. Karmakarışık #6 huzurlarınızda.




27 Ekim 2013 Pazar

Lou Reed




Bugünün kötü haberi de Lou Reed den geldi. Kendisi de tası tarağı toplayıp gitmiş buralardan. Hem de bir pazar sabahı. 

Ray Manzarek öldüğünde, efsanelerin yukarıda birer birer toplandığını söylemiştim. Artık orası daha da güçlü. Biz de burada walk on the wild side eşliğinde yürümeye devam ederiz.



26 Ekim 2013 Cumartesi

Amy Winehouse | Back to Black




Babası Mitch Winehouse'un yazdığı, "Kızım Amy" adlı kitabı az önce bitirdim. Şuan öyle garibim ki ilerleyen satırlarda saçmalamam çok olası, baştan uyarmak isterim.

Kardeşim ve annemin Amy Winehouse hayranı olmasından mütevellit, bende de zoraki bir Amy Winehouse dinleme olayı var. Zoraki dediğime bakmayın severim dinlemeyi, hatta youtubetan canlı performanslarını açıp izler, kendi kendime sahneye ne kadar yakıştığından -tabiki ayık olduğunda- dem vururum.




Kitabı bitirdiğimde düşündüğüm tek şey, evet sahnede oldukça karizmatik, 5 Grammy ödülüne sahip, neredeyse tüm dünya ki annem buna dahil şarkılarını ezbere biliyor olmasına rağmen herşeyden öte babasının tek bir kılına zarar gelmesini istemediği biricik kızı. Öyle bir dille yazmış ki, kızına olan sevgisi etten kemikten birşeymiş gibi aşikar. Amy'nin şarkıcı kişiliğinden çok insan olması ön planda bu kitapta. Tüm zayıflığı, acizliği, aşkı, sevgisi, dediğim gibi insana has özellikleriyle tanıyorsunuz Amy'i. 





Mesela yukarıdaki benim en çok sevdiğim performanslarından biri. 2008 Grammy performansı. Kitabı okumadan önce kaç kez izledim bilmiyorum. Bakınca işte bildiğin Amy. Asi duruşu, güçlü ve kendinden emin görünümü; sanıyorsun ki bir el çırpsa dünya önüne serilecek, öyle bi durum var. Ama o gün sahnede, 6 aydır en karanlık dönemini yaşayan, uyuşturucu bağımlılığından bir türlü kurtulamayan, şarkının ortasında "My Blake!" diye bağıracak kadar, kendisine her yönden zarar veren adama fütursuzca saplantılı olan, sırf bağımlılığı nedeniyle Amerika vizesi alamayıp, 5 Grammy kazandığı geceye ancak canlı yayınla bağlanıp performans sergileyen, bütünüyle hayal kırıklığına bulanmış bir Amy varmış.  Oldukça rahat bir kafaya sahip olmasına rağmen, birine saplantılı kalmanın ne demek olduğunu ben de iyi bilirim. Şarkı yazma kabiliyetim olsaydı eğer, benim yazdıklarım da Back to Black ya da You Know I'm no Good tan çok da farklı olmazdı. Ama tüm kariyerini tüm hayatını bir adam yüzünden mahvetmesini hiç anlayamıyorum. Komşu kızından bahseder gibi yazmaya başladığıma göre sanırım artık noktalayabilirim bu yazıyı. Umarım bari o tarafta huzurludur Amy.


23 Ekim 2013 Çarşamba

#4




Anca vakit bulup, gecenin bu saatinde temizliğe girişen benim gibi akıl yoksunu varsa diye  listemi paylaşıyorum.



22 Ekim 2013 Salı

Devics | Alone With You





Önceki yazıları bi inceledim de, şarkı paylaşımı dışında sadece dertli olduğum vakitlerde kendi hakkımda birşeyler karalamışım. Ben bile kendimi karamsar, göbek adı depresyon olan, elinden devasa dondurma kutusunu eksik etmeyen biri gibi hayal ettim. Yine buraya dert yanmaya gelmiştim oysaki, ama bu durumu farkedince vazgeçtim. Neyse hatırlatın da başıma güzel birşey gelirse ilk iş koşup burada anlatmak olsun bari.

Devics de böyle tatlı tatlı şarkıları söyleyip, adamı çaktırmadan bunalıma sokan sevimli bir grubumuz arkadaşlar. 93 yılında Amerika'dan çıkmışlar. Sara Lov ve Dustin O'halloran grubun asları. Sara Lov, canım benim. Benim için güzel sesin tanımı, Sara Lov sesidir. Melankolik şarkılar söylese de huzur verir, huzur verse de bir bakmışsın dertler derya olmuş sen de bir sandal. 4 yaşındayken babası tarafından İsrail'e kaçırılmış, orada kanun kaçaklarıyla birlikte yaşamış, böyle de değişik bir hayat hikayesi var bu hanım kızımızın. Oradan bir şekilde dönmüş Amerika'ya ve yapabileceği en güzel şeyi yaparak, Dustin'le müzikal zekasını birleştimiş. Grubun albüm kapaklarına da ayrıca mest oluyorum, bunu da yeri gelmişken belirtmek isterim dostlar.


Hep derim, sesim güzel olsa, fütursuzca mikrofonu elime alıp söyleyeceğim ilk şarkı There is a light that never goes out tur. Bir de baktım ne göreyim, sevgili Sara çoktan söylemiş, onu da şöyle paylaşalım o zaman.





13 Ekim 2013 Pazar

#3




Anlatacak çok şey, paylaşılacak tonlarca şarkı olmasına rağmen buraları başıboş bırakmam olacak iş değil biliyorum. Sevgili Betüş, herkesin bayram için yola çıktığını, silkelenip kendime gelmemi hatırlatınca, şuan dinlediğim müzik listemi sizle paylaşmak boynumun borcudur efendim. Daha sonra zaten buralar hep depresyon olacak, bunalımlardan bunalımlara sürükleneceğiz hep beraber, benden demesi:)

Bayram için yola çıkacaklar; buyurunuz efendim.




4 Ekim 2013 Cuma

Kathryn Williams | In a Broken Dream




Yolda penguen görsem yadırgamadan selam verip geçeceğim dondurucu bir Ankara gecesinden herkese iyi akşamlar. Ihlamurlar ve kalorifer dibi yerleriniz hazırsa, hemen başlıyoruz efendim.

British aksanına karşı zaafım var. Dünyanın en saçma şeyi, bana halis bir İngiliz tarafından söylense, sen ne dersen haklısın canım ya der, dinlemeye devam ederim. Bu kızcağızın şarkılarını da dinlemeyi bu yüzden çok seviyorum. Kendisi 1979 Liverpool doğumlu. Yumuşak sesi ve aksanının oluşturduğu kombo, insanda hafif dozda bir antidepresan etkisi yaratıyor. Şarkıyı ise daha önce 70lerin blues rockçısı Rod Stewart'tan dinlemeye alışkınız. Rod versiyonu, bizde kendimizi yerden yere vurdurup gitar parçalama isteği uyandırırken, şarkı Kathryn'in elinde, zarif bardaklarla kırmızı şarap içmelik bir hal almış. Ama yine de ayırt edemem hiç birini, yüreğim elvermez. 

Rod Stewart da şöyle dursun da gün gelir lazım olur. 




                                                                                                                                        




1 Ekim 2013 Salı

#2




Bütün gece ayaklarını uzatıp üşengeçliğin dibine vurmak isteyenlere liste hazırladım.