29 Temmuz 2013 Pazartesi

RHCP | Torture me



Baktım da son birkaç şarkıyla bunalıma sürüklemişim buraları. Hareket lazım dedim ve ilk aklıma gelen Red Hot Chili Peppers "Torture me" oldu nedense. Açtım ve kendimi ritm tutmuş bi şekilde ekrana bakarken buldum. Fena da olmadı. Afiyet olsun.


26 Temmuz 2013 Cuma

Blonde Redhead | Elephant Woman





Gün güzel geçerken, bi değişiklik olsun şurada bi bunalıma gireyim derseniz size Blonde Redhead öneririm. Alternatif rock yapan bu grup, melankoli kavramının nota karşılığını bulmuş ve önümüze sunmuş. Bunda vokalin payı çok büyük. Kazu Makino, çok farklı hatta bazılarına göre kötü olarak nitelendirilebilecek bir sese sahip. Ama grup öyle şarkılar yapıyor ki, bu dünyada sadece o şarkıyı Kazu söyleyebilir gibi. Nasıl Kazu'yu "Clap your hands"i söylerken hayal edemiyorsak, "Elephant Woman"ı da başkası söylerse hakkını veremezmiş gibi.

Grup, Kazu Makino, İtalyan ikiz kardeşler Simone Pace ve Amedeo Pace den olşuyor. 1993ün NewYork'unda bir araya gelmişler, hadi toplanın da müzik nasıl yapılır gösterelim demişler. Ama şahsi fikrimce BR'yi BR yapan 2004te çıkardıkları "Misery is a Butterfly" albümüdür, yanılıyorsam düzeltin. 2010 da çıkardıkları "Penny Sparkle" albümü yine bana göre hayal kırıklığıydı. Daha bi elektronik altyapıya sahip. "Misery is a Butterfly" da baskın olan gitar soloları bu albümde neredeyse yok. Şarkılar olabildiğine slow. Ha güzel mi, birçok gruba göre şahane iş çıkarmışlar bu albümde yine. Ama dediğim gibi bir "Misery is a butterfly" değil. 

2007 de Türkiye'de bir konser vermişler kendileri. Tekrar gelseler de, çekik gözlü kızımızı canlı canlı dinleyip, ağız tadıyla bi bunalıma girebilsek!




25 Temmuz 2013 Perşembe

M83 | Midnight City




M83 genel anlamda çok dinlediğim bir grup olamasa da, bazı şeylerini çok seviyorum. Mesela, "Hurry up, we're dreaming" albüm ismini, mesela Midnight City adlı şarkılarını. Enfes bir şarkı bu ya. Bi kere sizi bulunduğu ortamdan alıp götürüyor, müthiş saksafon sololarına ve müthiş bir introya sahip, sözün müzikle uyumu anca bu kadar olabilir. Bence M83nin nirvanası bu şarkıdır. Daha iyisi olmaz, olabilemez, kabul etmem. 



22 Temmuz 2013 Pazartesi

Angus & Julia Stone | Say it Right




Dolu dolu 4 sene, ev arkadaşı bile olmadan, yalnız yaşamış 23 yaşındaki biri için, erkek kardeş tepiğiyle uyandırılmanın ne demek olduğu az çok tahmin edilebilir sanırım. Bugünlerdeki buhranlarımın %51inin sebebi budur. Oradayken ailemi özledim diye debelensem de, ayrılalı daha 10 gün olmadan 1+1 evimi, yalnızlığı, Ankara'yı özledim. Tunalıda bir iki tur atmayı, seğmenlerin çimlerinde yuvarlanmayı, buram buram biber gazı kokulu metro altını özledim. Her sabah kapı önünde lafa tutan, birbirimize kek kurabiye yollayarak jest yaptığımız kapı komşum Selma teyze, seni de özledim. Bu sıralar kendimi kreşe verilmiş 3 yaşındaki bebeler gibi hissediyorum.

Bu zorlu itiraftan sonra, aslında Nelly Furtado'nun olan, ancak benim gönlüme süper kardeşler Angus ve Julia'nın coverıyla taht kurmuş "say it right" a geçelim. Nelly'ninkini dinlerseniz eğer, daha hareketli böyle daha cıstak bir ritme sahip. Ama "you don't mean nothing at all to me" cümlesi ne kadar cıstak bir ritme sahip olabilir, bu cümlenin hakkı daha depresyonlu daha bi arabesk ritm değil midir, diye bir düşünürseniz, Angus-Julia kardeşlerin versiyonunu daha çok seveceğinize eminim. Yanlış anlaşılmasın, bu demek değildir ki, Nelly versiyonu o duyguyu vermiyor. Kesinlikle öyle değil. İki şarkıyı da dinlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.




20 Temmuz 2013 Cumartesi

Sia | I'm in here




Haksızlık ediyorum bu hatuna evet. Mutluyken, her yer çiçek böcekken dinlemem de, ne zaman zemine çakılacak gibi olurum, kendimi Sia'nın kollarına bırakırım, tarzım bu. Onsuz bunalım benim için bi hiç. O zaman damara devam Sia'ya selam diyelim ve "i'm in here" ile devam edelim.

"We are born" albümünde yer alan şarkı, Sia'nın en bilinenlerinden. Aynı zamanda en acıtanlarından. Bir klibi de var ki şarkısıyla tamamiyle bir bütün. Ona da şurdan ulaşabiliyoruz efendim.




Kim bu Sia derseniz de sizi şuraya alalım, buyrunuz.

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Brazzaville | Pillow from Home




"Hangi şarkısı en güzel" gibi bir soruyu aklıma düşürmek gibi bi gaflette bulundum ve 1 saattir youtubeta bunun cevabını arıyorum. Bilmeyen varsa hemen bu muazzam grubun şarkılarına dalmaya, bilenleri de bu sorunun cevabını bulmamda bana yardımcı olmaya davet ediyorum. Efendim, karşınızda Brazzaville.

Aslında bu grup, ülkemizde epey bi meşhur. Bunda grubun esas oğlanı David Brown'un bir İstanbul aşığı olmasının payı büyük : 

"İstanbul’u inanılmaz ilham verici buluyorum. Hayatımda gördüğüm en ilham  verici şehirlerden biri. Hayat, hareket ve heyecan dolu. Hem derin bir tarih hem de canlı bir şimdiki zaman hissi veriyor. Gerçekten çok gürültülü! Ezan sesini çok seviyorum (her ne kadar beni sabah erken saatte uyandırsa da). İstanbul’un bütün seslerini seviyorum; satıcıların, taksilerin, martıların… Bu daha böyle gider."

Grup İstanbul'da ilk kez 2005 yılında konser vermiş. O konser sonrası sevgili Davidciğimizin İstanbulla arasında hoş bir bağ oluşmuş. 2006 yılında yayınladıkları albümde İstanbul'dan ilham alarak yaptığı 'Bosphorus' ve 'Taksim' adında iki şarkı yer alıyor. David Brown bununla da yetinmemiş olacak ki, 2009'da Türk müzisyenlerle bir araya gelerek yayınladığı 'Brazzaville in İstanbul' adında dinlemeye doymamalık bir albüme de sahip.

Her fırsatta Türkiye'ye ve insanlarına olan hayranlığını dile getiren bu grup, hafif cazımsı, indie müzik yapan, müziğinden çok samimiyetiyle kendinde hayran bırakan bir grup aslında. Şubat ayında Ankara'da verdikleri konser esnasında dinleyicilerle her an kontak halinde olup bizlerle sohbet ederek, egolarından arınmış bir şekilde nasıl kaliteli müzik yapılır, bir nevi ders vermiş oldular. Kesinlike canlı dinlenmesi gerekenlerden.

Mütemadiyen kendine has bir tadı var bu grubun. Bazı isimlerin yerine başkalarını dinlersin eksikliğini giderir belki. Ama Brazzaville'nin tadını, tarzını başka bir şarkıda bulmak zor der ve giderim.








12 Temmuz 2013 Cuma

Lightning Bolt




Ve beklenen haber. Pearl Jam'in, 10. stüdyo albümü "Lightning Bolt" a  15 Ekim 2013te kavuşuyormuşuz.  Geri sayım çoktan başladı bile.

http://pearljam.com/lightningbolt


9 Temmuz 2013 Salı

Pearl Jam için geri sayım





Artık ailemizin grubu olan Pearl Jam'in sitesinde bir süredir devam eden bir geri sayım sayacı vardı. Sonunda ne olacağını bilmeden, sevenleri tarafından pervasızca beklendi bu geri sayım. Genel düşünce bunun sonucunda yeni bir albüm haberi geleceği yönündeydi. Dün geri sayım sona erdi ve sonuç benim için tabiki de hayal kırıklığı. Meğer Pearl Jam Kuzey Amerika turnesine çıkıyormuş da bunca tantana bunaymış.

Neyleyim turneyi grup Türkiye'ye gelmedikçe diye mırıldanırken köşede ben, hemen altta başka bir geri sayım sayacı belirdi. Bu işi sevdiler bunlar. Bu gol olsun bari. Albüm single-mingle bi bişey bekliyoruz artık.


500 Days of Summer | Us




Bu filmi izlemeyenin kalmadığını düşünüyorum. Hiç izlemeyen en az bi 3 kere izlemiştir fikrimce. Sevimli bir romantik komedi olan bu film, Tom ve Summer'ın hikayesini kronolojik bir sıra olmadan anlatıyor. Issız adam hikayelerine alışkın olan seyirci, bu kez bir ıssız kadın hikayesiyle karşı karşıya kalıyor.

Spoiler vermemeye çalışarak bi filmi anlatmaya çalışmak çok sıkıcı. O yüzden gelelim asıl konuya. Filmin şahane bir soundtrack albümü var. Benim favori playlistlerimden biridir kendisi. Tabiki de The Smiths şaheserlerini konu dışında tutarsak benim favorim Regina Spektor "Us" . 

Regina Spektor – “Us”
The Smiths – “There Is A Light That Never Goes Out”
Belle & Sebastian – “The Boy With The Arab Strap”
Black Lips – “Bad Kids”
The Smiths – “Please, Please, Please, Let Me Get What I Want.”
Patrick Swayze – “She’s Like The Wind.”
Jack Penate – “Have I Been a Fool? ”
The Doves – “There Goes the Fear”
Hall & Oates – “You Make My Dreams”
Knight Rider Theme
Temper Trap – “Sweet Disposition”
Carla Bruni – “Quelqu’un M’a Dit”
Black Lips – “Veni, Vidi, Vici”
Paper Route – “The Music”
Feist – “Mushaboom”
Regina Spektor – “Hero”
Spoon – “Infinite Pet”
Simon & Garfunkel – “Bookends”
Wolfmother – “Vagabond”
Mumm-Rah – “She’s Got You High”





3 Temmuz 2013 Çarşamba

Fikret Kızılok | Kalbim



Fikret Kızılok'un şarkılarına dair en sevdiğim şey, sözler arasındaki o muhteşem geçişler. Bu şarkıda da bu durum fazlasıyla mevcut, dinledikçe kendimi dağlara taşlara vurasım geliyor, hemen efkara bağlıyorum.

Fikret Kızılok, Türk müziğinin yeri doldurulamayacaklarından. Bu şarkıyı kalp ameliyatı olmadan önce yazmış. Kaset kapağına da şöyle bir not varmış :  

kardiolog dr. mehmet özkan koşuyolu 3. cerrahi 
15 şubat 1993 saat 10:30
birlikte yaptığımız şarkı